Akademi Cevre on Media

ZAMAN GAZETESİ (15 Eylül 2010)


Çevre Bakanlığı'nın elektrikli ve elektronik eşyaların toplanarak usulüne uygun şekilde bertaraf edilmesini öngören düzenlemesinden sonra, geri dönüşüm tesisi kurmak için Türkiye'de 9 şirket lisans aldı. Bunlardan Akademi Çevre Danışmanlık şirketinin ortağı Ufuk IŞIK, insan sağlığına zararlı elementleri yeniden ekonomiye kazandırdıklarını söyledi.

Dünyada elektronik atık (e-atık) miktarının artışı ve bunların insan sağlığı ve doğaya zarar vermeden imha edilmesi ihtiyacı, bu atıklara özel geri dönüşüm sektörü doğurdu. Kullanım ömrünü tamamlayan ya da demode olmuş elektrikli ve elektronik ekipmanların geri dönüşümünü sağlayacak tesisler kurmak üzere Türkiye'de 9 şirket lisans aldı. Evde, ofiste kullanılan bilgisayarlar, yazıcı, tarayıcı, fotokopi cihazı gibi çevresel aygıtlar, hemen her kişinin günlük hayatının bir parçası haline gelen cep telefonları, televizyonlar, beyaz eşyalar, makineler, kontrol sistemleri ve panolar gibi ürünler geri dönüşüm firmaları tarafından toplanıyor. Kullanılmayan cihazlar sınıflandırılarak sökme, kırma, ayrıştırma, sevkiyat ve rafinasyon işlemlerine tabi tutuluyor. Dünyada geri dönüştürülmeyi bekleyen e-atık sınıfında yer alan eşyaların tahmini yıllık üretiminin 80 milyon ton civarında olduğu varsayılıyor. Türkiye'de bu miktarın 300 bin ton civarında olduğu öngörülüyor. Türkiye'de mevcut e-atığın geri dönüşümü Avrupa ülkelerine kıyasla yüzde 75 daha geride.




E-atıkları dönüştürmek için Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan izin alan 9 firmadan biri olan Akademi Çevre Danışmanlık Hizmetleri şirketi, İstanbul Tuzla'daki tesislerde başladığı işlerini büyütmek için İzmit'te yeni tesis inşasına başladı. 2005 yılında kurulan ve 2009 yılında Tuzla tesisleriyle faaliyete başlayan Akademi Çevre, yakın zamanda Türkiye'nin dört farklı noktasında üç depolama ve bir geri dönüşüm tesisi kuracak. Şirket, İzmit sanayi bölgesine 35 dönümlük arazi üzerine geri dönüşüm tesisi inşa ediyor. Bu tesisi 2012 yılında açacak şirket, ayrıca KKTC'de de bir depo tesis ediyor.

Akademi Çevre şirketinin ortaklarından Ufuk Işık, atık haline gelen materyallerin doğaya terk edilmesiyle canlı ve çevre sağlığını tehlikeye düşürdüğünü söyledi. Evde ve ofiste kullanılmayan elektrikli ve elektronik cihazların içerisinde civa, krom, kurşun, fosfor, kadmiyum, baryum, berilyum ve plastik bulunduğunu vurgulayan Işık, "Bunların sızıntıyla sulara, ardından toprağa karışmasıyla beyin, böbrek, kalp ve karaciğer gibi iç organları ve vücudun hormonal fonksiyonları olumsuz yönde etkilenir, üreme bozuklukları oluşur. Suların kirlenmesi kas zayıflığına, DNA hasarına, astimik bronşite ve kemiklerde erimeye neden olur." dedi. Bir bilgisayarda altın, gümüş, paladyum ve platin ve benzeri metallerin bulunduğunu hatırlatan Işık, e-atıkların bir çöp olmadığının her geçen gün daha net anlaşıldığını ifade etti. Işık, 'Atık Elektrikli Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği' çerçevesinde Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan 'uygunluk belgesi' alan firmaların bugünkü sayısının 9 olduğunu kaydetti. Işık, topladıkları elektrik ve elektronik atıkları 'tehlikeli atıkların kontrolü yönetmeliği'ne uygun şekilde ekonomiye kazandırdıklarını anlattı.


Haberle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız >>

 

RECYCLING INDUSTRY DERGİSİ (Eylül 2010)

AKADEMİ ÇEVRE (UFUK IŞIK)

"İstanbul Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Microsoft Network ve Dış Ticaret Uzmanı' yım ve bu vesile ile çok ileri düzeyde bir yabancı dile sahibim. Daha önce dış ticaret sektöründe faaliyet gösteren bir çok kurumsal firmada yönetici olarak görev yaptım. Ortaklarımızdan Mete BALBAY, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü mezunu olup uluslararası lojistik sektöründe yıllarca görev almış, mesleğinde uzman birisidir. Kendisi yurtdışında yetişmiş ve birçok yabancı dile sahiptir. Diğer ortağımız Tayvan kökenli, ABD vatandaşlığı olan David Ta LIN' dir. Asıl mesleği pilotluk olan yabancı ortağımız sektörde uluslararası çapta 15 yıllık uzmanlığa sahip birisidir.

Haberin Devamı

 
 

DÜNYA GAZETESİ (20 Ağustos 2010)

 

GEKSANDER olarak faaliyetlerinizden kısaca bahseder misiniz?

Geri Kazanım Sanayicileri Derneği kısa adıyla GEKSANDER, geri dönüşüm sektöründe her türden faaliyet gösteren işletmecilere kapılarını açmış ve her türlü yasal zemin üzerinde, sektörümüzün kurumsallaşması, bu sektörde faaliyet gösteren yerel ölçekli şirketlerin ortak kazanımlarının sağlanması ve şirketlerimize küresel bir bakış açısı kazandırılması amaçlarıyla 2009 yılında kurulmuş bir dernektir.

Derneğimize üye firmaların tüm mevzuatlara, teknik ve yönetsel tüm uygulamalara uygun olarak topladığı, depoladığı, geri kazanımını, geri dönüşümünü ve tekrar kullanımını sağladığı veya yeni üyeler ile bu hizmetleri sağlamayı planladığı ürünler arasında atık yağ, atık varil, her çeşit atık metal ve plastik, atık boya, atık pil ve akümülatör, ömrünü tamamlamış lastikler, tıbbi atık, bitkisel atık yağ, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, ambalaj atıkları ve diğer tehlikeli atıklar yer almaktadır.

Derneğimiz, sektör ile ilgili idari ve yasal düzenlemeler için, öncelikli olarak kendi üye firmaların temsilcilerinden olmak üzere kendisine ulaşan sektörün tüm görüş ve önerilerini alarak ortak bir karar ve temsil yetkisi doğrultusunda ilgili birimlere iletmektedir.


Geri dönüşüm sektörünün 2009 ve 2010’ un ilk yarısında sergilediği performansı değerlendirebilir misiniz?

Geri dönüşüm sektörü her alanda hızla büyüyen, her geçen gün daha ön sıralarda yerini alan bir sektör haline gelmiştir. Birçok atık türünün ithalatı tamamen yasaklanmış olmasından ötürü ihracatla karşılaştırdığımızda, ithalatta çok büyük bir gelişme söz konusu olamamıştır diyebiliriz. Yurt dışı pazarına açılmada ciddi girişimler söz konusudur. Yeni kurulan veya yakın gelecekte kurulacak olan lisanslı toplama, depolama ve ayrıştırma tesisleri ihracatın hızla artış göstereceğini göstermektedir.

Türkiye’de sektörün, gelişimini ve avantajlarını değerlendirir misiniz? Sektörün geliştirmek adına devlete ve özel sektöre düşen görevler nelerdir?
E-atık sektörü çok bakir ve çok yeni sayılabilecek bir sektör olduğundan hızla büyümeye müsaittir ve bunun için hem devletin hem de özel sektörün bir arada koordineli olarak hareket etmesi en yerinde hareket olacaktır.

 

Atıkların kaynağından toplanma işi hem zaman alıcı ve maliyetli hem de zahmetli olacağından burada büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerine çok ciddi görevler düşmektedir. Halkın bilinçlendirilme hususunda özel şirketler, kamu kuruluşları, medya organları hep birlikte hareket edebilir ise daha başarılı sonuçlar elde edilebilinir. Bu amaçla tanıtıcı filmler, basılı yayınlarda çıkarılacak haberler ve köşe yazıları, belediyelerce ve/veya özel şirketlerin yetkilendirdiği kişilerce atıkların canlılara ve çevreye verdiği zararlar ile bu zararların en aza indirilmesi hususunda yapılması gerekenlerin anlatıldığı küçük el ilanları ve eğitimler, seminerler ve en önemlisi de dernekler ile işbirliği gibi çalışmalar içerisine girilmelidir.

Türkiye’de sektörün bugün geldiği noktayı dünyayla kıyasladığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de Atık Elektrikli-Elektronik Eşyalar birkaç yıl öncesine kadar denetimsiz, kontrolsüz, uygunsuz şartlarda doğaya verilmekteydi. En doğru yöntemler depolama, yakma ve gömme şeklinde bertaraf idi ama bu durum çevreye ve insan sağlığına verilecek zararları tam anlamı ile yok etmeye yeterli değildi.

Sanayileşmenin yol açtığı çevresel zararların ortadan kaldırılması veyahut minimize edilmesi amacıyla alınacak tedbirler bu sektörün önünü açmıştır. Avrupa Birliği Uyum süreci içersinde Türkiye'nin AB çevre standartlarına geçmesi ve Kyoto Protokolü'nün gereklerini yerine getirebilmesi için bir dizi düzenleme ve yenilik çalışmaları hararetle devam etmektedir.

Yakın zamanda ülkemizde çevre dostu üretim, geri dönüşüm, geri kazanım ve tahribatların en aza indirildiği bertaraf işlemleri ile ilgili sektörler daha fazla önem kazanacaktır. Hurdaların atık olmadığı, geri dönüşümün de nihai yok etme olmadığı anlaşılacaktır. Özellikle e-atık, hurda varil, atık yağ, hurda araçlar, demir-çelik, kâğıt, lastik geri dönüşümü önem kazanacaktır. Kurumsal olarak çevre standartları alma ve uygulama konularında uzmanlara ihtiyaç artacaktır

Sektörün şu anda en önemli gündem maddesi nedir? Sektörde yaşanan sorunlar ve çözümlerine yönelik beklentileriniz nelerdir?

En önemli gündem maddesinin mevzuattaki düzenleme ve yenilikler olduğunu söyleyebiliriz, sürdürülen çalışmalar çevre adına devrim niteliğindedir.

E- atıklar ile ilgili olarak, İthalatın kontrollü bir şekilde (en azından atıkların Avrupa Ülkeleri dışındaki ülkelerden, örneğin Türki Cumhuriyetler’ den yurdumuza sokulmasının) önünün açılması, ihracatın sadece yetkilendirilen lisanslı firmalar tarafından gerçekleştirilmesi ve lisans almış firmaların aynı zamanda “ihraç izni” almış statüde olarak değerlendirilerek yeniden izin prosedürlerine tabi olunmaması, uluslararası taşımacılık yapan lojistik firmalarının yurt içindeki gümrük kapılarına kadar yaptıkları taşımada ulusal atık taşıma şartlarına uymadan taşıma yapmalarına engel olunması, devletin yetkili organlarının yeterli sayıda ve yetkinlikte uzman personel ile donatılması sektördeki beklentiler arasındadır.

Atık Elektrikli Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmelik Taslağı nın mülki amirler, belediyeler, EEE üreticileri, EEE dağıtıcıları, işleme tesisleri ve tüketiciler açısından yoruma ve itiraza açık birçok hususu olduğundan ilgili yönetmeliğin yayınlanması uzun süreceğe benziyor. Temennimiz bu yöndeki yorumumuzun yanlış olması ve bir an önce yasal uygulamaların zemini olan yönetmeliğin hızlı bir şekilde yayınlanmasıdır.

Yılın ilk yarısında gelinen noktadan hareketle yılsonuna ilişkin beklenti ve hedefleriniz nelerdir? Benzer şekilde 2011 yılı için genel ekonomiye ve sektörünüzün durumuna ilişkin öngörülerinizi, beklentilerinizi ve hedeflerinizi paylaşır mısınız?

Firmamız 2010 yılı hedeflerini şimdiden tamamlamıştır. Akademi Çevre yakın gelecekte her türlü yasal zamin üzerinde Türkiye'nin 4 farklı noktasında 3 depolama ve 1 ayrıştırma tesisi ile her türden baskılı devre kartlarının, işlemcilerin, ram’ lerin, soketlerin, pinlerin, kaplamalı her tür malzemelerin, araç egzostlarında bulunan katalitik konvektörlerin, her türden metallerin ve her türlü değerli metal içeriğindeki atık elektrikli elektronik eşyaların geri dönüşümüne yönelik, toplama, ayrıştırma, sınıflandırma, depolama ve ticaretini gerçekleştirecektir.

Çok hızlı büyüyen geri dönüşüm sektörünün önümüzdeki yıl içerisinde, geçtiğimiz yıllara oranla 3 kat hızla büyüyeceğini tahmin etmekteyiz.
Akademi Çevre' nin İzmit’te sanayi bölgesinde 35 dönümlük arazi üzerine entegre edilmekte olan geri dönüşüm tesisinin tamamlanma tarihi 2012 Mayıs olarak planlanmaktadır.

Ayrıca, Türkiye'de; Bursa’da 5 dönüm kapalı 3 dönüm açık, Konya'da 10 dönüm tamamıyla kapalı, Çorlu'da 14 dönümlük açık 3,5 dönümlük kapalı sahalar ile, e-atık toplama, depolama, ayrıştırma ve geri dönüşüm faaliyetlerini sürdürecektir.

Akademi Çevre Danışmanlık Hiz. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Şirket Ortağı/Ufuk IŞIK


 

 
 

ATIK TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ

Dinçer Koçer: "Daha İyi İşler Yapmak İçin Hazırız"

Türkiye'de elektronik atık geri dönüşümü alanında faaliyet gösteren lisanslı sayıları 15' den daha az olan şirketlerden biri olan Akademi Çevre Danışmanlık Hizmetleri, kullanım ömrünü doldurmuş elektrikli ve elektronik eşyaları ofislerden ve evlerden topluyor. Firma ayrıca belediyelerle de önemli sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyor.

Akademi Çevre Danışmanlık Hiz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Pazarlama Müdürü Dinçer Koçer ile firmanın faaliyetlerini ve elektronik atık sektörünün geleceğini konuştuk.


 

Kısaca firmanızdan bahseder misiniz?

2005 yılında kurulmuş ve tescilli bir markaya sahip olan firmamız, 2009 yılının sonunda da elektrikli ve elektronik atıkların, atık akümülatörlerin ve atık kabloların toplanmasıyla ilgili faaliyetlerine başlamak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı' na başvurularını yaparak 2010 yılı Mart ayı sonunda "Elektrikli ve Elektronik Atıkların Toplanması Hakkında Uygunluk Belgesi" ni aldı. 3 Türk bir de Amerikalı olmak üzere 4 ortaklı bir firma yapısına sahibiz.

Kısa süre içerisinde yaptıklarımıza gelince, birçok kurumsal firma ile sözleşmeler yaparak Türkiye’nin her yerinden e-atıkları topluyoruz. Yurtdışında projelerimiz var. Aynı zamanda şu anda yaptığımız işin zirve noktası olan tesisle ilgili olarak da hedeflerimiz var. Çok kısa sürede de bu hedeflerimizi gerçekleştirmeye başlayacağız.

Bugüne kadar hizmet konusunda daha çok faaliyet gösterdik. Türkiye’de gürültü ve titreşim konusunda ilk olarak 7/24 konseptine uygun olarak hizmet verdik. Şimdi de daha iyi şeyler yapmak için yola çıktık.

Yerel yönetimlerle çalışmalarınız var mı?

Belediyelerle bir takım çalışmalarımız, sosyal sorumluluk projelerimiz var. Aslına bakarsınız bizim yaptığımız iş, sosyal proje olarak değerlendirilebilir. Belediyelerle yakın gelecekte birlikte yürüteceğimiz projelerimiz olacak.

E-atık konusunda sanırım yarım milyon tona yakın zehirli atıktan bahsediliyor. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Kayda alınabilen kadarı ile bu bilgi doğru sayılabilir ancak maalesef kayıt dışı atıklarımız da çok fazla. Evsel kullanımdan da çıkan atıklar var ama bunun kayda alınması şu anda mümkün değil. Dünyada bu alanda geri dönüşümü en yüksek oran yüzde 18 ile Amerika’da. Aslına bakarsanız geriyiz ama rakamsal olarak düşük gibi görünse de teknolojik anlamda çok yeniyiz. Bu işlere Almanya’da 1980’li yıllarda Türkiye’de ise 2007’de başlandı. Yani 80’li yıllarda insanlar atıklarını nereye atacaklarını ve ne şekilde değerlendireceklerini biliyorlardı. Bugün herhangi bir Avrupa Ülkesi' nde yaşayan herhangi bir kişiye şu soruyu sorun; "Siz atıklarınızı hangi tarihte evinizde ayırmaya başladınız", o da şunu söyleyecektir; "Ben kendimi bildim bileli."

Dünya ile kıyasladığınızda Türkiye nasıl bir noktada?

Yüzde 2-3’ler seviyesinde. Bu da şu anlama geliyor; yüzde 0’lardan bu seviyelere gelinmesi iyi bir gelişme olmasına karşın Japonya’ da, Çin’ de, Amerika’ da geri dönüşüm oranının 8-10 kat daha fazla olması, kat edilecek daha çok yolumuzun olduğunu göstermektedir, dünyadaki toplam atık miktarının milyon tonlar seviyesinde olduğu düşünüldüğünde çıkacak büyüklüğü siz de tahmin edebilirsiniz. Türkiye’ de birikmiş atık var bu konuya kimse dikkat etmiyor. Yani yıllar yılı hiçbir şekilde değerlendirilmemiş birikmiş, toprak altına gömülmüş atıklar var ve milyon tonun üzerinde olduğu düşünülüyor.

AB müzakereleri devam ediyor, çevre faslı açıldı. Orada sektör adına ne tür gelişmeler var?

Avrupa bu sektör açısından zaten gerekli seviyeye gelmiş, belirli aşamaları kaydetmiş durumda. Aslına bakarsanız yeni olan biziz. Biz bir takım şeyleri yakalayabilmiş değiliz ama sevindirici bir olay kendi sektörümüz konusunda gerçekten hızlı gidiyoruz. Çevre ve Orman Bakanlığı' ndan uygunluk görüşü almış firma sayıları gittikçe artıyor. Bu da sevindirici bir gelişme. Biz, Akademi Çevre olarak veyahut herhangi bir diğer firma bu bilinci tek başına yaymakta zorlanabiliriz ama daha birçok firma bu işe katılır, el birliği olursa bu bilinç daha da kolay ve hızlı yayılabilir. Bakanlığımız sektördeki firmalara ciddi ölçüde destek olmaktadır. Uygulamadan kaynaklanan eksiklikleri yakından takip ederek gerekli yasal düzenlemeleri yapmaktadır.

Taslakta size göre Türkiye için olması gereken ama olmayan birşey var mı?

Ben bu sektörde olan firmaların söyleyeceğinin dışında bir şey söyleyeceğim. Sektörümüzde atık elektrikli elektronik eşyaların geri dönüşüm ve bertaraf finansmanının atık üreticisi tarafından sağlanacağı ve bu da bu türdeki atıkların tesliminin bedelsiz olarak yapılacağı ve üstüne de bir hizmet bedelinin üreticiye fatura edileceği görüşü hakim. Ben buna karşıyım. Çünkü, nihayetinde bu atıkların ticari bir bedeli var. Elbette ki daha uygun şartlar oluşturabilmek için maliyetimiz yükselebilir ama bu işte her ne kadar çevreci bir yaklaşım söz konusu olsa da ticari bir yaklaşım da söz konusu. Bu rekabet kurallarına aykırıdır. Çünkü bedelsiz olarak verdiğinizde örneğin, sizin firmanız Teknik Yayıncılık, bizim de Akademi Çevre, ikimiz de aynı işi yapıyoruz, ikimiz de ürünü bedelsiz olarak alırsak rekabet etme şansımız olmaz. Bu da rekabet yasasına aykırı.

Sektörün sıkıntıları ve bunlara karşı çözüm önerilerinizden bahseder misiniz?

En önemli sıkıntımız; bizi destekleyen bir yasanın olmaması. Ancak yönetmelik için taslak Bakanlığımızın resmi web sitesinde yayınlandı ve bu yıl bitmeden yönetmeliğin resmi gazetede yayınlanacağını beklemekteyiz. Yönetmelik yayınlandığında bu konudaki bilincin de oluşturulmuş olması gerekiyor. Burada bizim gibi firmalara çok iş düşmektedir. İkincisi, yönetmeliğin bu sene çıkması atıkları toplayan firma olarak işimize gelir? Biz insanlara bu atıkların toplanıp, bir araya getirilip değerlendirilmesi gerektiğini anlatamıyoruz. Bu bilinci tek başına biz yapamıyoruz. Devletin de desteği ve yönlendirmesi lazım. Devlet eğer sizin arkanızda durursa, sizi desteklerse siz de daha iyi şeyler yaparsınız. Yatırımınızı ona göre yaparsınız. Eğer birileri sizi desteklemezse yapacağınız çok güzel yatırımlar vardır onları bekletirsiniz, yatırımlar ve bu sektörde faaliyet gösteren firmaların uygun şartlarda hizmet vermek adına adeta yarışa koyulurcasına artış göstermesi bu ülkede devlet desteğinin giderek arttığının bir göstergesidir.

Atığı kişisel olarak siz de üretiyorsunuz, ben de üretiyorum. Evimizde kullandığımız televizyonumuz, uydu alıcımız, telefonumuz ve benzeri birçok elektronik eşyamız var. Bunların hepsinin bir ömrü var. Ömürlerini tamamladıklarında belki belirli bir dönem hepimiz bu atıkları belediyenin çöp kovalarına attık. Ama bu doğru değil. Artık bunun böyle olmaması gerektiği bilinci var. Bu bilinç hızla yayılacaktır. Ben inanıyorum ki Çevre ve Orman Bakanlığı ilgili yönetmeliği çıkardıktan sonra daha da iyi olacaktır.

 
 

ATIK TEKNOLOJİLERİ DERGİSİ - (Temmuz-Ağustos 2010)

Atık Teknolojileri Röpörtaj

E-Atık Konusunda Faaliyet Gösteren İşletmelerin Sayısı Hızla Artıyor.

Geçtiğimiz yıl Avrupa ülkelerinde kişi başına toplanan ortalama e-atık miktarının yaklaşık olarak %20 ile %25'i kadarı Türkiye'de toplanmaktadır.

Akademi Çevre Danışmanlık Hiz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ortağı  Ufuk IŞIK ile Geri Kazanım Sanayicileri Derneği (GEKSANDER)'in faaliyetleri ve elektronik atık sektörü üzerine konuştuk

Derneğinizi tanıtarak, faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Geri Kazanım Sanayicileri Derneği, (GEKSANDER) 14.04.2009 tarihinde Ankara'da kurulmuştur. Derneğimiz, sektörümüzün kurumsallaşması, geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren yerel ölçekli şirketlerin ortak kazanımlarının sağlanması ve şirketlerimize küresel bir vizyon kazandırmak amacıyla; ortak paydalar oluşturarak, bu paydaları bir hukuk çerçevesinde işlevselleştirmenin aracısı olma amacıyla kurulmuştur.


Derneğimiz Atık Yağ, Atık Varil, Atık Solvent, Atık Metal, Atık Plastik, Atık Boya, Atık Pil, Ömrünü Tamamlamış Lastikler, Atık Akü, Tıbbi Atık, Bitkisel Atık Yağ, Atık Elektrikli Ve Elektronik Eşyalar, Ambalaj Atıkları ve diğer Tehlikeli Atıkların Çevre Mevzuatı' nda belirtilen hususlara uygun olarak, atıkların geri kazanımı, geri dönüşümü ve tekrar kullanımı amacıyla toplanması, depolanması, taşınması ile elde edilen ürünlerin değerlendirilmesi, pazarlanması, bu işlemler sırasında ve bu işlemlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek teknik, yönetsel, yasal sorunları araştırarak çözümlemekte, insan ve çevre sağlığının korunması konusunda gerekli önlemlerin alınmasını sağlamaktadır.
Geksander, idari ve yasal düzenlemeler için, sektörün görüş ve önerilerini alarak ilgililere önermekte ve gerçekleşmesi konusunda çalışmaktadır. Ayrıca AB Ülkeleri' ndeki ve uluslar arasındaki sektörle ilgili gelişmeleri izlemekte, araştırmakta, üniversiteler ve araştırma kurum ve kuruluşları ile ilişkiler kurarak sektörün yurt gerçeklerine uygun olarak gelişmesi ve büyümesinin yollarını araştırmakta, sektörle ilgili yayınlar, toplantılar, sektör içi ve kamuya yönelik eğitimler yapmakta ve sektörle ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmaktadır.

Derneğimiz yurt içindeki tüm endüstriyel atıklarla ilgili bir üst yapının oluşturulmasını sağlamak için gerekli çalışmalarını sürdürmekte olup, dernek üyelerini çalışma konuları ve alanları ile ilgili olarak ulusal ve uluslar arası düzeyde temsil etmektedir.

Geri kazanım, geri dönüşüm ve tekrar kullanım amaçları ile ayrıştırılan atık elektrikli elektronik ekipmanlar (E-atıklar) tehlikeli maddeler içerebiliyorlar. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Bilgisayarlar, televizyonlar, cep telefonları, beyaz eşyalar, müzik çalarlar ve diğer elektrikli elektronik cihazlar normal olarak kullanıldıklarında içerdikleri radyoaktif maddeler, pigmentli tozlar, halojenli bileşikler, ağır metaller ve diğer metaller gibi toksik maddelerin etkileri açısından herhangi bir zararı yok iken, atık olarak kontrolsüz bir şekilde çevreye bırakıldıklarında çevre ve insan sağlığına ciddi ölçüde zarar verebilecek konuma geçerler.
E-atık kaynaklı kurşun, civa, berilyum, kadmiyum, krom VI, kalay, bakır, alüminyum, baryum, çinko sülfit, arsenik, berilyum, lityum, nikel, Itriyum ve evropiyum gibi nadir toprak elementleri, selenyum, paladyum, platin tuzları, skandiyum, stronsiyum metalleri vb. teneffüs, toprak vasıtasıyla, gıda alımıyla ve derinin absorbe etmesi yolları ile canlı bünyesine girdiklerinde birikme yapabilen, vücut hücrelerinin normal işlevlerine engel olarak; bağışıklık sistemine, kalp fonksiyonlarına, üreme sistemlerine, fetusların ve çocukların gelişimine, merkezi sinir sistemine, böbrek fonksiyonlarına ve solunum sistemlerine olumsuz yönde etki edebilen ve canlı ölümüne kadar varabilecek ciddi hastalıklara neden olabilen toksik metallerdir.

Poliklorlu bifeniller, bromlu alev geciktiriciler, kloroflorokarbonlar, polivinil klorürler e-atıklardan dolayı ortaya çıkabilecek halojenli zararlı bileşiklerdir. Amerikyum ve uranyum gibi radyoaktif özellikte olan maddeler de e-atıklardaki bileşenlerin içerisinde yer alırlar.

E-Atık endüstrisi konusunda dünyanın geldiği noktayı ve ülkemizin konumunu değerlendirebilir misiniz?


E-atıklar geçmiş yıllarda genellikle ucuz ama çevre dostu olmayan, toksik maddelerin suya, toprağa ve havaya karışma riski yüksek olan geleneksel yöntemler ile uzaklaştırılmaya çalışılmaktaydı. Düzenli depolama ile atıkların zararlı bileşenlerinin toprağa ve dolayısı ile yeraltı suyuna karışması, insinerasyon ile yakma yapıldığında yanma ürünü olarak metal tozlarının, küllerin ve kirletici gazların açığa çıkması, stabilizasyon yöntemi ile bertaraf etmede toprak altı tabakada kalıcı olarak deformasyonların, çatlak ve kırıkların oluşması, yoksul ülkelere ihracat yapılarak sağlıksız koşullarda eritme, zararlı kimyasallar ile ayrıştırma işlemlerinden ötürü çevrenin ve canlıların sağlığının tehlikeye atılması gibi durumlar ortaya çıkmaktaydı.

Günümüzde ise geri kazanım, tekrar kullanım ve geri dönüşüm gibi teknolojik atık yönetimi yöntemleri ile mevcut kaynaklar daha verimli olarak değerlendirilmektedir. Uygun şartlarda toplama, ayırma, ikinci el olarak kullanma, hidro, pyro ve elektro metalürji yöntemleri ile iyileştirme sayesinde daha çevreci bir yol izlenmesine karşın yöntemlerin ve altyapı maliyetlerinin daha pahalı olmasından ötürü uygulamada ve yaygınlaşmasında bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Ülkemizde çevre ve insan sağlığı konusunda son yıllarda yapılan ciddi çalışmalar gelecek adına umut vermektedir. Arındırma, işleme, ara depolama, geri kazanım ve bertaraf konularında yeni yönetmeliklerin ve taslaklarının yayınlanmış olması, yaptırım gücünün artmasını ve daha kuralcı bir çevre politikasına sahip olunmasını sağlayacaktır.

E-atık konusunda faaliyet gösteren işletmelerin sayıları gün geçtikçe artış göstermekte olup, yeterli teknoloji ve donanıma sahip yeni entegre tesisleri de yakın gelecekte sınırlarımız içerisinde faaliyete girecektir ancak bunun gerçekleşebilmesi için gerekli yasal zemin henüz hazır değildir.

Türkiye'de yılda kişi başına kaç kilogram e-atık toplanıyor?

Kişi başına toplanan atık miktarını genel bir ifade ile belirlemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır, çünkü bu bilgi her yıl nüfus yoğunluğu, toplama kapasitesi, kayıtların belgelerle resmileştirilmesi vb. şartlara bağlı olarak değişmektedir. Türkiye'de tahmini yapılan hesaplara göre geçtiğimiz yıl Avrupa Ülkeleri' nde kişi başına toplanan ortalama e-atık miktarının yaklaşık olarak %20 ile %25'i kadarı toplanmaktadır.

İçinde bulunduğunuz sektörün sorunlarını belirterek, çözüm önerilerinizi aktarır mısınız?

Uygulamadan, yasa eksikliğinden, yetersiz halk bilincinden, konu ile ilgili eğitimlerin yetersizliğinden, yanlış şartlarda toplama ve ayrıştırma işlemlerinin yapılmasından ve Türkiye'de son birkaç yılda gelişen yeni bir yaklaşım olmasından ötürü bir çok sorun ortaya çıkmaktadır.

Avrupa Birliği Ülkeleri'nde uygulanan atık elektrikli elektronik ekipmanlara ait direktif model alınarak çalışılan yönetmelik taslağında "yönetmeliğin amacı; elektrikli ve elektronik atıkların ithalat, ihracat ve transit geçişlere ilişkin hukuki ve teknik esasları düzenlemektir" ibaresi yer almasına rağmen, bu konuda herhangi bir şekilde yeni bir düzenleme ya da değişiklik yapılmamıştır, yani yönetmelik taslağı yönetmeliğin amacına uygun düzenlenememiştir. İthalat için "Yasaktır", ihracat, transit geçiş ve taşınması için "Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümleri uygulanır" ibaresi kullanılarak konu kestirilip bırakılmıştır.

Buradaki "mevcut potansiyelin kendi kaynaklarımız ile dönüşümü sağlanamıyor iken yurtdışı kaynaklı atıkların yurtiçine sokulması ayrıca bir sorun oluşturacaktır." düşüncesi her ne kadar doğru gibi görünüyor olsa da dünya genelindeki uygulamalarına bakıldığında ne kadar yanlış olduğunu anlamak ve kısa bir araştırma ile acaba dünyada kaç ülkede e-atıkların ithalatı yasaktır sorusuna cevap bulmak pek de güç olmayacaktır. Buradaki asıl nüans, mevcut miktarının yüksek olduğu düşünülen atık elektrikli elektronik ekipmanlarının rafineri işlemlerine uygun formda olmaması ve bu forma getirmenin maliyetli olacak olmasıdır. Halbuki ithalat şartlarına bakıldığında "hazır mamul" satın alarak yurt içinde bir işleme tesisi var ise bu tesise ya da yok ise yurtdışındaki başka bir tesiste işlenmek üzere ihracatı ile satışının yapılması mümkün olmasına rağmen, bu ticaret kapısı mevcut taslak ile ileride resmi yollardan tamamiyle kapatılmaya doğru gitmektedir.

Herhangibir işleme tesisinin olmayışından yakınan bir ülkede ithalatın yasak olması durumunda, yerli ya da yabancı hangi yatırımcı bir girişimde bulunabilir ki?
İhracat ile ilgili işlemlerdeki en ciddi sorun ise e-atık satışını gerçekleştireceğiniz bir ülkedeki her bir müşteri için ayrı ayrı olarak ilgili Bakanlık'tan her seferinde izin almaktır. Örneğin ülkemizde e-atık sektöründe faaliyet gösteren bir firma, yurtdışında 10 farklı müşteriye sahip ise her bir müşteri için ayrıca ihracat izin başvurusunda bulunma zorunluluğundadır. Bu da 10 ayrı başvuru demektir. Bu işlem zaman alıcı ve yorucu bir süreçtir ve bazen yurtdışındaki firmalar ile yapılan sözleşmelerin ve akabinde ticaretin sona ermesine kadar ciddi sorunlar getirmektedir.

Halbuki e-atıklar dünyanın en değerli atıkları sınıfında yer alırlar. Altın, gümüş, paladyum, platin, rodyum vb. birçok değerli metal ile nadir olarak bulunan tungsten, molibden, nyobidyum, hafniyum vb. ekzotik metalleri bünyesinde barındırmaktadır.

Bu konudaki çözüm, satış ve satın almadaki arz ve talebin yoğun olduğu bu atık türü ile ilgili olarak Türkiye'de yapılan çalışmaların daha ileri seviyelere getirilmesi açısından ithalatın önündeki engelin kontrollü olarak ortadan kalkması ve ihracatın şartlarının hafifletilmesidir.

Sektörümüz, istihdamın oluşturulmasında okul eğitimi almamış kişilerin de “temel iş eğitimi” verilerek eğitimli konuma geçirilmesi ile kendilerine iş sahası yaratılabilecek bir sektördür. Yapılacak işlem fiziksel bir işlemdir ve kısa profesyonel bir eğitim döneminden sonra kişiler birer meslek sahibi edindirilebilinirler. Bu vesile ile, “İşleme tesislerinde gerçekleştirilen AEEE işleme verimini artırmak amacıyla çalışan personelin tercihen en az teknik lise mezunu olmasını sağlamakla, yükümlüdür.” maddesi kapsamdan çıkarılmalı veya düzenlenmelidir

Ayrıca bu bendin uygulamaya konulması ile, daha önceden e-atık toplama merkezlerinde göreve başlayarak, iş deneyimine sahip olmuş kalifiye personelin işten çıkarılarak edinmiş oldukları mesleklerin elinden alınması (Edinilmiş Hakların Yok Sayılması) gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum AYM Kanunu’na aykırılık oluşturmaz mı? Mahkemelik durumları söz konusu olmaz mı? Böylesine bir durum hem Bakanlığımızı, hem bizim gibi işletmeleri, hem de çalışanları zor durumda bırakmaz mı? Amacımız sahip olduklarımızın değerini arttırmak mı yoksa onları yok mu etmek?

Uygulamada e-atıkların "Ulusal Atık Taşıma Lisansı" na sahip araçlarla taşınması usulünde, araçlara ve aracın sahibi olan firmalara verilen lisansların sürecinde ve prosedürlerinde sıkıntılar mevcuttur.

"Ulusal Atık Taşıma Formu" düzenlenerek taşınmakta olan e-atık sınıfındaki hurda malzemeler toplama/ayrıştırma tesislerinde getirildikten sonra uygun şartlarda gerçekleştirilen fiziksel ve mekaniksel işlemlerinden ardından paletlerde, bigbag çuvallar içerisinde ya da malzemenin muhteviyatına göre dökme olarak konteynır içerisine yüklenmekte ve ihracata hazır hale getirilmektedir. İhracatı için alınan izin belgesinin ardından da ülke sınırlarını terk etmektedir. Peki sizce yurtiçi taşınmasında özel hassasiyet gösterilecek kadar önemli olan ve atığı üreten, atığı taşıyan ve atığı teslim alan tarafından bir kaç nüsha olarak yetkililerin imzaları ile doldurulan formlar nasıl oluyor da yurtdışına yapılan taşımalarda kontrol altında tutulmuyor? Uluslararası taşımacılık yapan firmaların ve araçlarının yurt içindeki uzantıları için neden uygun şartlarda taşıdıklarına dair bir lisans alma zorunluluğu yok? Diyelim ki yurt dışına çıksın da gerisi bizi ilgilendirmez diyoruz, peki geri dönüşüm/işleme tesislerinden ilgili gümrüklere kadar olan mesafe, mesafe sınıfında değil midir? Bu uygulamanın adil olarak düzenlenmesi gerekmektedir.

E-atıklar, içerdikleri tehlikeli ve toksik maddelerden dolayı canlıları ve doğayı ciddi anlamda tehdit eden bir unsur olmasına karşın bu atıkların içerisinde bulunan diğer değerli metaller, cam ve plastik gibi malzemelerin dönüşümünden/kazanımından yeni iş imkânları sağlayacak ve yüksek getiri potansiyeline sahip bir sektördür, bu sektörü canlandırmak ve ayakta tutmak hepimizin görevidir.

Akademi Çevre Danışmanlık Hiz. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Ufuk IŞIK

Haberle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız >>